Uniq İstanbul

Yorum Ekle
Geçtiğimiz aylarda yeni bir yer daha keşfettik. Hatta bu keşfi hep beraber yaptık. Şöyle ki, televizyonda izlettiğimiz( tabii ki sınırlı saat ) nadir kanallardan biri olan Da Vinci Learning'te tanıtımını gördüğümüz matematik sergisini görmek için Unique İstanbul'un içinde açılan The Zone Maslak'a gittik. Günlerdir dilinden düşürmediği yere varınca, ağzı kulaklarındaydı elbette.
Maslak Ayazağa'da yer alan Unique İstanbul AVM olarak ender sevebildiğim yerlerden oldu diyebilirim. Hem kalabalık değil, hem aşırı büyük değil, hem de çocuklara farklı alternatifler sunuyor. The Zone işte böyle farklı bir yer. 
Girişte önce bir form dolduruyor, çocuğun yaşını söyleyerek nelerden yararlanabileceğinizi öğreniyorsunuz. Matematik sergisi ve içeride gireceğiniz diğer bölümler, kapıda ödediğiniz fiyata dahil. Daha doğrusu sergiyi gezmek ücretsiz ancak içeride eğlence merkezi de olduğu için belli bir ücret ödemek durumundasınız. 
Sergiden içeriye girince matematik dünyasının nasıl da büyülü ve ilgi çekici algılanıp yaşanabileceğini görüyorsunuz. Matematiğe eskilerden yaklaşımım çok daha farklıydı. Zerresini anlamadığı daha doğrusu anlamlandıramadığımı düşünürdüm. Sonradan farkına vardım ki, matematik çok daha başka bir şey ve hayatımızın her anında var. Neyse matematiğin felsefesine girersem başlı başına başka bir yazı çıkacağını seziyorum ve burada noktayı koyuyorum. Gelelim sergiye..





Sihirli aynalar. En sevdiklerimden...


Harika değil mi?





Kesirlerle matematik bundan daha güzel anlatılır mı? Pizza ve dilimleri. Kes kes bul.











Sergi başında size rehberlik eden bir kişi geliyor. 










Farklı da uygulanabilir tabii.

Haritada İstanbul, İzmir ve Trabzon'u bulduk.
Karşımızda gördüğümüz panoda herkesin doğum tarihinin olduğunu duyunca bakakaldık.







Ritmi dinleyip kendi müziğini yapan minik sanatçılar





Beğenerek ve keyifle gezdiğimiz serginin ardından büyük trambolin alanına geçtik. Nasıl kendimizden geçtiysek.....
Anne kız coştuk da coştuk. 60 kg altı olma şartı vardı. Eh ben de neyse ki o sınırın epey bi altında olunca :)))) pek bi eğlendik doğrusu...


İtiraf etmek gerekirse  Uniq İstanbul'un da tanıtımını yapacağım bu yazıyı yazıp yazmamakta kararsızdım. Neden biliyor musunuz? Başta da söylediğim gibi kalabalık olmayışı ve farklı atmosferiyle sevdiğim nadir AVM'lerden olunca, ister istemez "henüz bir çok kişi tarafından keşfedilmemiş bir yer olduğundan" fazla duyulmasını istememiş olabilirim. 
Ama gayet faydalı ve etkili matematik sergisi, çocuklara hitap eden The Zone oyun alanı, paylaşmam gerektiği ve başkalarının da faydalanması gerektiği arzumu yenemeyerek işte artık yayınlıyorum. 
Bence gidin bir an önce ve keşfedin. Uniq İstanbul ile ilgili daha çok yazım olacak. Gittiğimiz ama henüz yazamadığım etkinlikler de başka bir yazıya kalsın. 


Sevgilerimle...

Şubat'tan Esintiler

Yorum Ekle


Kitap
Bu ayın kitap seçimi daha önce sosyal medya hesaplarımdan duyurduğum, sevgili Sevil Yavuz'un yazdığı "Sihirli Öneriler" kitabı olsun. Kitap, anne babalara başucu kitabı niteliğinde önerilerde bulunarak, bir çok sorunun ortaya çıkmasını daha baştan önlemekte yardımcı olmayı amaçlıyor.



Kitabın içindeki bölümlere baktığınızda merak ettiğiniz bir çok konu başlığı göreceksiniz. Akıcı bir üslupla, keyifle okunan bir kitap yazmış olan Sevil Hanım, karşılıklı sohbet esnasında sergilediği samimi tutumu kitabına da yansıtmış diyebilirim.

Kitaptan begendigim bir kac bolum ekleyerek sizlere kitabı biraz tanıtmak isterim. Devamını okumak isteyeceginizden eminim.
"Çocuğunuza ne çok ilgili ne de çok ilgisiz davranmalısınız. Bu, çok hassas bir ayardır. Çocuğunuzun canını sıkan bir şey olduğunu fark ettiğinizde onunla konuşmaya çalışın. Bu konuşmadan sonuç alamazsanız yakın olduğu kişilerden ve arkadaş çevresinden bilgi alın. Sorunun ne olduğunu bulamıyorsanız, görmezden gelmeyin, çareler arayın."

"Çocuğunuza yasaklar koymak yerine, seçenekler sunun. Çocuğunuzun onaylamadığınız davranışlarında ya da seçimlerinde tartışmaya girmekten çok nedenlerini açıklayıp ona başka seçenekler sunmanız daha yapıcı olacaktır.
Otorite kurun. Bebeklikten itibaren kararlı ve tutarlı tavrınızı koyun ve bu şekilde devam edin. Çocuğunuzun arkadaşı değil, anne babası olun. Yanlışlar yaptığında davranışının yanlış olduğunu anlatacak yaptırımlar uygulayın. Bu bir disiplin konusudur ve çocuk yetiştirmede son derece önemlidir. Çocuğunuzun yaptığı her olumsuz davranışı anlayışla karşılarsanız "hayır"ı öğrenmesinin önüne geçer, her hayır dediğinizde onunla kavga etmek zorunda kalırsınız."

Tiyatro



Bu ay da İpek ile gittiğimiz bir oyunu yazayım. Pollyanna. Bu oyunla ilgili bir önceki gönderimde yazmıştım zaten. Okumak için tıklayınız.

Konser







Baba Zula konseri uzun zamandır gittiğim en keyif veren, en çok heyecanlandıran ve coşturan konserlerdendi diyebilirim. Bu kadar güzel bir sahne, böylesine içten ve gerçek duyguların yansıtılması ve orada bulunan herkesin yüreğine dokunabilmek Baba Zula'yı benim için farklı kılan sebeplerdendi. Zorlu Performans Sanatları Merkezinde sahne alan grubu izlemeye Murat Ertel'in sevgili eşi ve benim sevgili arkadaşım Esma'nın davetiyle gittim. Doyasıya eğlendiğimiz bu şahane konser için kendilerine çok teşekkür ediyorum. Bir gün bir yerde dinleyin derim.

Film (Home Cinema- Evde Film Keyfi)

En iyi animasyon dalında Oscar ödülü almış olan Ratatouille filmini nasıl olduysa daha önce izlememişim. Nasıl olduysa derken, hem animasyon filmleri seviyorum hem de Oscar ödülü almış filmleri de genelde izlerim. Neyse sonuçta geçen gece izleme fırsatı bulduk ve kesinlikle ba-yıl-dım. Uzun zamandır izlemekten en çok hoşlandığım film oldu diyebilirim. Çok başarılı. İzlemediyseniz bu ay listeye alın derim.


Gezi




Bu aralar kahvaltı mekanlarına merak saldım. Sosyal medyada takip ettiklerimden ya da tanıdıklarımdan tavsiyelerle hem yeni mekan keşfi zevkine varıyor, hem de lezzetli kahvaltılarla buluşuyorum. Geçen ay gittiğim ve kahvaltı için önerilen mekanlar arasında olan Çeşme Bazlama Kahvaltı Nişantaşı bu ayki mekanım.
Okulun birinci dönem son gününde arkadaşlarla okul çıkışı tatil kutlama programı olarak karar verip gitmiştik. Henüz kapısındayken içeriye girme ve o ortamda bulunup kahvaltı keyfi yapabilme isteği duyuyorsunuz. Önce beklesek mi gitsek mi kararsızlığında olsak da, hiç birimiz de mekanın ön bölümünde yerde oturmuş hamur açan teyzenin yanından ayrılıp, pişirilecek o lezzetli pişi, gözleme ve bazlamaları kaçırmayı göze alamıyorduk. Bu arada kapıda beklerken çaylar ikram edildi. Derken yukarıda yer açıldığı söylenince, nihayet kahvaltı yapabilecek olmanın heyecanıyla üst kata çıktık. Mekanın oldukça büyük olduğunu gördük. Oturur oturmaz servisler açılır açılmaz, hemen tepsilerle bazlama, pişi ve gözlemeler masaya gelmeye başladı. Ardından her çeşit reçel, kaymak, tereyağ, yumurta, sucuk ve salatalıklar kendini gösterdi. Reçeller arasında süt reçeli ve lavanta reçeli favorimdi. Doymadan kalkmak yok sözüne gözünüz ilişiyor panoda ve daha da gaza gelip siparişlere devam ediyorsunuz. Halbuki belki de çoktan doymuşsunuz. Masanıza zaman zaman hal hatır sormaya, başka bir şey isteyip istemediğinize bakmaya geliyorlar. Yani fazlasıyla bir ilgiyle karşılanıyorsunuz. Ancak sanırım biz biraz talihsiz bir günde gitmiştik. Servisi yapan arkadaşlar -belki de kendi  aralarında bir anlaşamzlık vardı ve oldukça keyifsizdiler- adeta neden bu kadar çok şey istiyorsunuz tarzında bakış ve hareketlerle bunu hissettirdi bize. Dolayısıyla hepimiz, o arada masaya gelen çok ilgili diğer arkadaşların samimiyetlerinden şüphe duyduk ister istemez. Yine de ellerinden geleni yapmaya çalışıyor gibiydiler. Nitekim o gün ellerinden o kadarı geliyordu demek. Bunları şimdi neden bu şekilde yazıyorum da o kadar çok kızmıyoruma gelince, birlikte gittiğimiz arkadaşlardan biri, mekana daha sonra yeniden gitmiş ve o günkü yaşananları hissetmediği gibi çok da olumlu bulmuş. O yüzden demek ki bazı durumlarda ikinci bir şansı vermek gerekiyor diyerek, beğendiğim yönleriyle de mekan hakkında tüm görüşlerimi yazmak istedim. Umarım siz de giderseniz iyi günlerine rastlarsınız. ;)






Sinema ( Sinemada Film )
 Film bir uzay gemisinde geçmekte. Jim ( Chris Pratt ) ve Aurora ( Jennifer Lawrance )  içinde 5000 den fazla insanın bulunduğu  ve yaklaşık 90 yıl sonra uyandırılmaları gereken bir uzay gemisinde erken uyanarak zaman geçirmek zorunda kalan iki kişidir. Zaman geçtikçe birbirlerine yaklaşan bu ikilinin diğer insanları kurtarmaya çalışma çabaları, yaşadıkları ilginç deneyimler konu edilmiş. Bana çok ilginç ve değişik gelmedi ancak efektler açısından oldukça etkileyiciydi. Kötü zaman geçirdim diyemem ama mutlaka görülmesi gereken bir film olduğunu düşünmüyorum.

Bu aylık da bu kadar. Sağlıcakla, esenlikle ve hoşçakalın....
İçinde sevgi gününü de barındıran bir ay olan Şubat'tan herkese sevgi dolu günler dilerim.