12 Temmuz 2016 Salı

Silva Network İle Hayatı Kolaylaştıran Çözümler

%100 Türk sermayeli doğrudan satış sistemi ile ülkemizde kurulan Silva adlı firma ile tanıştım geçenlerde. Sevgili Gökçin ( biryudumkıvan )'in davetiyle katıldığım toplantıda firmayı ve ürünlerini yakından tanıma fırsatı buldum. Silva, Ocak 2007'de başarmak için yola çıkmış ve binlerce danışman kitlesine ulaşmış bir firma. Amaçları, sundukları doğal ürünler çevreye zarar vermeden ekolojik dengenin korunmasına katkıda bulunarak sağlığımızı tehdit eden kimyasal ürünlerin kullanılmasını en aza indirgemek ve herkes ile tanıştırmak.

Silva, mikrofiber ürünlerin ilk üreticisi olarak bu sektördeki deneyimini Network Marketing alanında da kullanmaktadır.
"Hayatı Kolaylaştıran Çözümler" sloganıyla hizmete başlayan Silva Network , üretimini ve satışını yaptığı tüm ürünlerde insan ve çevre sağlığını korumak, yeni nesillere temiz bir çevre bırakmak ve kazanç sistemiyle ihtiyacı olan herkese özel avantajlar sunmak gayesinde.







Ürünleri arasında mikrofiber temizlik ürünlerinin yanı sıra; biyolojik deterjanlar ( içerisinde hindistan cevizinden elde edilmiş şeker, boraks, ayçiçek yağlı sabun yer alan çamaşır deterjanı gibi...), bambu havlular, kişisel bakım ürünleri ( özellikle hijyenik pedler, kimyasal içerik barındırmaması ile öne çıkıyor ), takılar, doğal pamuktan üretilmiş iç giyim ürünleri, pratik mutfak ürünleri, silikon kalıplar ( gerçek silikon malzemenin dokunduğunuzda renk değiştirmemesi gerekir. gerçek silikon olmayan malzeme sağlığa zaralı kimyasallar içerebilir ), BPA içermeyen bebek ürünleri, su arıtma sistemleri, kozmetik ürünler ve daha bir çok ürün mevcut.

Bunlardan bazılarını inceleyecek olursak oldukça ilgimi çeken tablet mendillerden bahsetmek istiyorum. Kutu içerisinde 8 adet tablet mendil bulunuyor. Süper emici, çevre dostu ve hijyenik olan tablet mendili kullanmak için yapmanız gereken sadece bir kaç damla su damlatarak tabletinizin saniyeler içerisinde mendil olmasını izlemek. Alkol ve kimyasal madde içermiyor, cilde zarar vermiyor. Dolayısıyla çocuklarda da kullanılabilecek bir ürün. Bana çok pratik ve kullanışlı geldi.

İşte bu şekilde kullanıyorsunuz.

video

Diğer bahsetmek istediğim ürün ise hijyenik pedler. Bu pedlerin özelliği Anionlu oluşu. Peki nedir Anion? Anion çevresel ve biyolojik kirliliğe karşı doğal bir rahatlama etkisi olarak bilinir ve hava vitamini olarak da anılır. Örneğin pencereyi açtığınızda hemen kendinizi daha rahat ve tazelenmiş hissediyorsanız dışarıdan gelen negatif iyonun etkisi sayesindedir. Negatif iyonlar isminin aksine olumlu etkiye sahiptir. Mikropları, virüsleri, zararlı bakterileri azaltır. Ayrıca Silva Anionlu ped 8 tabakadan oluşarak emiciliği arttırdığı gibi hava geçiren tabakaya da sahip. En üst yüzey ise ince ipek ve yumuşak pamuk içeren hızlı emici yüzey. Anionlu ped ile yapılan bir deneyi de orada izleyerek, emicliki özelliğini ve üst tabaka kuruluğunu da test etmiş olduk.

Kozmetikten takıya geniş bir ürün yelpazesine sahip olan Silva doğrudan satış sistemiyle çalıştığı danışanlarına ek kazanc sağlamanın yanı sıra, indirimli ürünlerden yararlanma imkanı da sunuyor.

Silva nın tüm ürünlerini görmek ve danışmanlıkla ilgili bilgileri almak için silva network tıklayınız.


10 Temmuz 2016 Pazar

Yarım Kalmış Bir Yazının Ardından Tatile Hazırlık

Onu yazayım diyorum olmuyor. Bundan bahsedeyim diyorum sinmiyor. Var bir şey ama çıkmıyor. Tamamen kendim için yazmak istiyorum. Ama onda da kararsız kalıp istediğim noktaya değinemiyorum sanki.

Yazacaklarımı sıralasam belki düzen gelecek de iyisi mi şuraya notlar alayım.


Kızımın bebek arabasını verdiğimde yaşadığım duygusal eksiklik ve özlemi yazayım diyorum,

ya da;

TV izlemenin verdiği rahatlatıcılığı ve genele uymakla birlikte en kolay rahatlama ve beynini boşaltma olduğunu yazmak istiyorum. (Uzun bir aradan sonra bir kanala boş boş bakmak iyi geldi birden ne bileyim.)

Sonra başka bir his geliyor; Yaz aylarının gelmesiyle birlikte( bu yazıyı 1 ay önce yazmaya başlamıştım ) geçen seneki anıların hücumunu ve belki de bu yüzden her şeyden uzak kalmak isteğimi ve dolayısıyla yazamadığımı, bazen görünmez olmak istediğimi yazasım geliyor.

Bu seneki çalışma dönemimi bitirip kazanım ve kaybedişlerimi yazsam mesela. Kızımın ilk kez okula başlayıp onun yaşadıklarını ve benim tüm bunlarla baş edemememi yazmak istiyorum.

Tatil kararsızlıklarımı, seçeneklerin neler olduğunu da yazsam, burada biraz başkalarına da faydam olsun yazısı çıkar bundan diyorum.

Bir iki akşamdır aklımda sinek kovucu ve zararları var. Araştırıp yazmalıyım.

Derken;

Bir de baktım yaz gelmiş de geçiyor neredeyse. İyisi mi sondan başlayayım. Tatil hazırlıkları diyelim ve nasıl hazırlandım bir bakalım.....

Tatile çıkmadan önce ilk başta yapılması gereken şey bir liste hazırlamak. Hem de çok önceden yazılmaya başlanan bir liste. Aklına geldikçe yazacaksın. En gerekli malzemelerden başlayarak, zaman zaman "aa şu da vardı", diyerek eklemeler yapacağın kağıt kalemini kolayda tutacaksın. ( Kolayda tutmak önemli çünkü aradığında bir türlü bulunamaz o kağıt ve kalem ). Ben de öyle yaptım.

Alış veriş yapılması gerekiyorsa, günler öncesinden sakin kafayla çıkıp yapmak en güzeli. Hem unutulan bir şey olursa yeniden çıkmak için vakit oluyor, hem de iki ayağın bir pabuca girmeden rahat rahat keyifle hallediyorsun.

Tatil hazırlıkları, çocukla tatil ve çocukla yolculuk ile ilgili önceki yazılarımı buradan, buradan, buradan, buradan okuyabilirsiniz. Nasıl hazırlandığımızı, yolculuklarda neler yaptığımızı anlatmıştım. Şimdi yeniden okuduğumda neler değişmiş farkına varıyorum. Kızımız biraz daha büyüdüğü için kimi zorluklar yaşanmayacaktır. Bakalım nasıl bir yolculuk ve tatil bizi bekliyor. 

Devamında görüşmek üzere....
Sevgiler....

9 Haziran 2016 Perşembe

Pablosky İle Çocuklarda Ayak Sağlığı ve Ayakkabı Seçimi Üzerine

Geçtiğimiz haftalarda, İspanya'nın en büyük çocuk ayakkabısı üreticisi Pablosky'nin Kanyon mağazasında bir söyleşiye katıldım. Biricikdunyam sitesinin editör ve marka danışmanı sevgili Aylin'in davetiyle katıldığım söyleşide Op.Dr. Murat Öztürk ile çocuk ayak sağlığı ve doğru ayakkabı seçimiyle ilgili sohbet etme imkanı bulduk.

Pablosky, İspanya'da 30 yılı aşkın süredir çocuk ayakkabısı üretiyor. Çocukların ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmanın yanı sıra rahat ve şık modelleriyle çocuk modasında uzman bir firma olarak tanınıyor. Pablosky, ayakkabıyı dört kritik bölgeye ayıran dört nokta sistemini kullanarak çocukların şık görünmesini sağlarken bir yandan da ayakları için gerekli desteği almalarını kolaylaştırıyor.


Pablosky iyi bir ayakkabı seçiminin çok önemli olduğunu ve sadece estetik görünümün yeterli olmadığını savunarak, çocuk ayakkabısının çocuğun fiziksel ve motor gelişimini destekleyen özellikte ve çocuğun tüm gün rahatlıkla taşıyabilecek nitelikte olmasını önemsiyor. Ayakkabı üretiminde kullanılan her malzemenin önemlidir. Bu yüzden iç yüzeyinde olduğu gibi dış yüzeyinde de hakiki deri kullanıyor. Intech teknolojisi sayesinde 2 saniyede sıvıyı çeken ve hızla buharlaştıran iç yüzeye sahip ürünlerde topuk ve burun koruyucusu mevcut. Ayrıca kaymayı önleyen dış taban bir diğer özellik.
 Pablosky İstanbul'daki mağazaları; Kanyon AVM, Akasya AVM ve Mall Of İstanbul'da.

Sohbetimiz sırasında Op.Dr. Murat Öztürk'e çeşitli sorular yöneltildi. İşte Murat Öztürk'ün çocuklarda ayak sağlığı ve ayakkabı seçimi ile ilgili verdiği bilgiler ve sorularımıza verdiği cevaplar:

Çocuklarda yürümeye başladıktan sonra ayakkabı tercihlerinde düzgün ayakkabı seçmek önemli. Yürümeye başlayana kadar çok önem arz etmese de özellikle yürümeye başladıktan sonra düz taban olsun oyuk taban olsun her durumda ayağı desteklemek gerekiyor. Anatomik olarak ayağın fizyolojik yürüyüşünü kazandırmak gerekiyor. Çocuklarda 6-7 yaşa kadar bağlar, kas gücü tam oluşmadığı için genelde çocukların %95'i içe basar. Bu fizyolojik bir durumdur. Sonrasında ise genetik özelliği neyse ayak o şekli alıyor. Yani düztabanlık aileden geçen bir özellik olup bunu değiştirmek mümkün olmuyor. O döneme kadar iç desteği olan ayakkabılar kullanmak gerekiyor. Ayakkabı seçerken topuk önünden başlayarak iç tarak kemiğine doğru azalan oranda iç destek kullanmak gerekiyor.

Doğru ayakkabı seçimi yapılmazsa, ucuz ya da kalitesiz seçimlerde ne gibi zararlar öne çıkıyor?

Dermatolojik hasarlar oluşabiliyor. Ayak altı çok terleyen bölge olup bu bölgeden salınan terin geriye yansıtılmasıyla çeşitli cilt problemleri ortaya çıkabiliyor. Ayrıca ayakkabıda uygun anatomik iç destek yoksa bir süre sonra kıkırdakta dejenerasyon başlıyor ve büyüdükçe kronik ayak bileği ağrısı olarak kendini gösterebiliyor.

Çocukların parmak ucunda yürümesi bir problemden ötürü müdür?

Bu daha çok çocukların hızlı hareket etme isteğinden kaynaklanır. Çocuk yere düz bastığında dizlerini büküyorsa baldır arkasındaki kaslarda bir gerginlik vardır, ortopediste danışmak gerekir.

Kardeşlerde sıkça gördüğümüz abladan abiden küçülen ayakkabıları giydirmek doğru mudur?

Ayakkabılar zaman içinde ayakların şeklini alır. Bu nedenle kullanımı çok uygun değildir. Mümkünse çocuğa ayrı ayakkabı alınmalıdır.

Çocuğun düz taban olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Çocuk 90 derecelik açıda otururken parmak uçlarını iki parmağınızla havaya kaldırdığınızda tabanda kavis oluşuyorsa düz taban değildir. Düz taban olduğunu düşündüğünüz durumda bir ortopedistten destek almak gerekir. Değiştirilebilecek bir durum değildir ancak uygun ayakkabı kullanımıyla yürümek daha konforlu hale getirilebilir.

Anatomik ayakkabı ve ortopedik ayakkabı arasında fark nedir?

Anatomik ayakkabı genel ayak sağlığına uygun yapılmış ayakkabılar olup, ortopedik ayakkabılar ise doktor önerisi ile daha çok kişiye özel belli bir deformasyona özel üretilmiş ayakkabılardır.

Verdiği bilgiler ve önerileri için Op. Dr. Murat Öztürk'e, bu güzel söyleşi için  Pablosky ve Pablosky Kanyon mağazası çalışanlarına, beni davet eden sevgili Aylin (mavininguncesi) ve Biricik Hanım'a (biricikdunyam) çok teşekkür ederim. 

Aralarından seçmekte zorlandığım, birbirinden şık ve rahat ayakkabılardan 4 yaşındaki kızım İpek için seçtiğim babet beyaz üzeri çiçekli model. Yumuşacık derisi ve kaydırmaz özelliği ile hem şık hem konforlu.

Murat Öztürk'ün bir ayakkabıda olması gerekenleri anlattığı videoyu paylaştım.


video


Sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlarımız için 
#pablosky
#pabloskykanyonda
#benimrahatpabloskyim
#saglikliayaklar
#sagliklicocukayakkabilari
#pabloskyileayaksagligigunleri
#pabloskyturkiye
#gercekrahatligahosgeldiniz
hashtag leri ile ulaşabilirsiniz.
Tüm modeller için 









2 Haziran 2016 Perşembe

Dört Yaş Çocuk Psikolojisi


Geçen yazımda bahsettiğim üzere, bu yazım araştırma, sorma-öğrenme ve edindiğim bilgileri kendi görüşlerimle harmanlama şeklinde bir sunum olup, içinde bulunduğumuz karmaşık döneme bir ışık yakmak arzusu ile yazılmıştır.

Dört yaşına gelen çocuklar, dış dünyayı artık daha iyi tanımaya başlayıp, algılarının daha çok geliştiği bir döneme girerler. Soruları artar, çevrelerinde olup bitenle daha çok ilgilidirler.
İşte dört yaşında bir çocuğun geliştirdiği genel özellikler;

*Genellikle başka çocuklarla oynamaktan keyif alırlar. Zaman zaman kendi eşyalarını paylaşmaya, sırayla oynamaya başlarlar.*

(Başka çocuklarla oynamaktan ve arkadaşlarından çok keyif alıyor evet ama iş paylaşmaya gelince bizde hala sıkıntı çok.)

*Başkalarının hisleri ve ihtiyaçlarını anlamaya, empati kurduklarını belli edecek davranışlarda bulunmaya başlarlar.*

 (Hasta olduğumda hala yatmama bile izin vermiyor :(    Bu yaştaki çocuklarda görülen kendi isteklerinin baş sırada oluşu, başkalarının düşüncelerini anlasa bile anlamamış gibi görünmesine sebep oluyor. Eh yakında gelişir de daha empatik olur  diyelim inşallah....)

*Bazen ebeveynlerin birbirlerine sevgi göstermesini kıskanabilirler. Anneye ya da babaya düşkünlük artabilir.*

 (İşte benim kararsız tutarsız duygularım. İpek'te baba tutkusu başladı. Hatta bazen beni bile solladığı oluyor. Ve fakat bu durum beni sevindiriyor mu, kızdırıyor mu, üzüyor mu bilemedim. Lakin önceleri hatta bebekliğinden beri bana olan aşırı düşkünlüğü için keşke biraz da babaya düşkün olsa derdim. Şimdi nooooldu?? Eyvah pabucum dama gitti moduna girdim sanırım. Geçenlerde babasıyla dışarıya çıkacaktı. Üstü kapalı bana "gelmeyebilirsin" dedi. Babasıyla başbaşa çıkmak istedi. Uzunca bir vakit geçirdikten sonra döndüklerinde, ben dışarıya çıkarken yine benimle gelmek istemeyip babasıyla kaldı. E tabii hafiften içerliyorum bu durumlara. Bir arkadaşım, babaya düşkünlük yaşlarının ergenlik çağlarına kadar sürebileceğini, ancak sonra yeniden anneye dönüş olduğunu söyledi de rahatladım :))))) )

*Yaşıtlarına bilmişlik ve patronluk taslayabilirler. İstediklerini alamayınca mızıldanıp problem çıkarabilirler.*

(Bence bu durum çocuğuna göre değişir. Bazı çocuklar sessiz sakin kendi halinde takılmayı, başkalarınca yönlendirilmeyi severken, bazılarıysa oyunları yönetmeyi, liderlik özellikleriyle öne çıkmayı severler. Her iki durumda da çocuklar oyunları esnasında kendi halinde bırakılmalı, birbirlerine zarar verme durumları olmadıkça yaptıklarına karışılmamalıdır.)

*Genellikle ailelerinden uzakta kalabilirler.*

(Bu durum bizde pek geçerli değil. Sanırım bu küçüklükten beri alıştırmayla ilgili. Biz İpek'i 2-3 saat dışında hiç bırakmadık. Ancak gece uykusunda uyanmadığı döneme geçtiğinde az da olsa dışarıya çıkmalarımız olmuştu. Hoş o da bizi bırakmadı. Şimdi buna pişman mıyım? Evet. Keşke ufak ufak da olsa daha çok bırakabilmeyi başarsaydım. Belki 1-2 akşam bir yerlere kaçamak yapabilirdik. Ama neticede işte büyüyorlar. Yeter ki sağlık olsun. Biraz daha büyüyünce o da olur.)

*Oyun kurmaya ve arkadaş edinmeye başlarlar.*

(Ah işte en sevindiğim ve beklediğim dönem. Kendi kendine oynaması, hem gösterdiği gelişimi izlemek açısından çok keyifli, hem de anne-babaya biraz zaman tanıması bakımından değerli. Öyle uzun süreli olmasa da kendi kendine bir şeylere daldığında, ona hiç ilişmemek en doğrusu.
Arkadaş edinme konusuna gelince, İpek o açıdan çok girişken ve istekli. Üstelik bu durum yeni başlamadı. Daha öncelerden de bulunduğu ortamda yaşıtlarını ya da kendinden biraz daha büyükleri (kendinden küçükleri demiyorum, çünkü onlarla pek işi yok) gördüğünde yanlarına gidip konuşma isteğinde bulunmuştur. Ben de fırsat buldukça ona arkadaş ortamları sağlamaya çalışarak bu sürece destek olmuş olabilirim. Çünkü bir çocuk için en önemli şeylerden biri yaşıtlarıyla zaman geçirmek diye düşünüyorum.)

*Espri anlayışları gelişmeye başlar ve komik durumlara gülebilirler.*

(Doğduğundan beri kızım için "komik bi çocuk bu" diyip duruyordum. Haklıymışım. Komiklik yapmayı ve komik durumları yakalamayı çok daha önceleri keşfetti. İleride çok eğleneceğiz birlikte inşallah :)))

*Davranışları genelde çok abartılıdır. Çok gürültücü, hışır ve övüngen olmaları normaldir.*

(Niye bağırarak konuşuyorsun diye sormamak lazımmış demek. Ben de bir tek İpek mi böyle diyordum. İyi bari dönemselmiş, yani geçecek diyelim.)

*Henüz neyin gerçek neyin hayal ürünü olduğunu ayırt edemeyebilirler. Bu nedenle ebeveynlerini mutlu etmek için hikayeler uydurabilirler.*

(Okuldan gelince bazen olayları farklı anlattığı oluyor. Hiç olmamış bir şeyi olmuş gibi anlattığı bile olabiliyor. Çok fazla üzerinde durmamak gerek.)

*Dünya hakkında daha çok soru sormaya başlarlar. Neyin neden olduğunu öğrenmek isterler. Bu dönemde onların sorularına mümkün olduğunca basit ve dürüst cevap verilmelidir.*

Bebekler nasıl olur?, Ben daha önce neredeydim? gibi sorular başladı bile.....Böyle zamanlarda önceden okumuş olduğum kitaplardan ve resimlerden faydalanıyorum. Sorduğu kadarını cevaplıyorum. Aynı soruyu tekrarlarsa ben de aynı açıklamayı yapmaya devam ediyorum.

Dört yaşındaki çocuklarda diğer gelişim özelliklerini sıralayacak olursak;

Motor Gelişimi:
*3 tekerlekli bisiklet kullanabilir.
*Hayvanları ve renkleri ayırt edebilir
*Büyük, küçük, uzun, kısa ayrımını yapabilir.
*Anlatılanı anlar
*Bir insanın kafasını, bedenini, kol ve bacaklarını çizebilir.
*1'den 20'ye kadar sayabilir.
*Kalemi doğru şekilde tutabilir
*Kağıdı düz şekilde tutabilir
*Adını, yaşını ve eğer öğretilirse adresini söyleyebilir.

Fiziksel Gelişimi
*Yürümesi, merdiven inip çıkması düzgündür
*Düz bir hat üzerinde yürüyebilir
*Salıncakta kendi kendini sallayabilir
*Basit giysileri giyebilir

Konuşma ve Dil Gelişimi
*Daha rahat konuşmaya başlasalar da hala bazı harfleri telaffuz edemezler. Örneğin s,r,gibi
*Uzun hikayeler anlatabilirler
*Kendi fikirlerini söylemeye başlarlar
*Şarkı ve tekerlemeleri rahatlıkla söyleyebilirler


Ayrıca çocuğu okul gibi yuva gibi bir yere başlatmak istiyorsanız 4 yaşın daha ideal olduğunu düşünüyorum. 3 yaş bana göre erken. Ben de çalışmaya başlamasaydım, yapacağım şey İpek'i haftada bir kaç oyun gruplarına götürmek, arkadaşlarıyla buluşturmak ve bol bol parkta, orada, burada oyun oynamasını sağlamak olurdu. Aslında bu da tercih meselesi tabii. Ancak zaman zaman bana sorulan bir soru olduğundan, bu konudaki fikrimi bir kere daha buradan belirtmek istedim. 3 yaşında çocuğu bir yere göndermezseniz bir şey olmaz. Yani 4 yaşında hiç bir şeye geç kalmış olmazsınız.

İpek'in dört yaşını doldurmasına 1,5 ay gibi bir zaman kala, onda gördüğüm değişim ve gelişmeleri dikkate alarak hem kendimi hem de bu yazıyı okuyanları biraz daha bilgilendirmek, fikir edinmek istedim. Yararlandığım kaynaklar olarak buradan, buradan bakabilir, bunları ve bunları da okuyabilirsiniz.



31 Mayıs 2016 Salı

Dört Yaşa Bir İki....


Çocuklar büyüdükçe, kişilik iyice ortaya çıktıkça, bir şeylere çözüm bulmak ya da nasıl davranacağını kestirememek gibi durumlar ortaya çıkmaya başladı. Hoş iki yaş sendromu dediğimiz dönemle başlamıştı benzer durumlar ancak bu sefer karşınızda daha büyümüş, bir şeylerin daha çok idrakında ve daha farklı tepkiler verebilen bir çocuk var. Uzun zamandır ara vermiştim bu konularla ilgili okuma, araştırma yapmaya. Ara vermiştim derken zaten kasıtlı değil, vakitsizlikten varılan bir sonuçtu bu. Düşünüyorum da zamanında ne çok okumuşum.

Kimilerine göre ise hiç bir şey okumaya, araştırmaya gerek yoktur. Her şey olması gerektiği gibi, akışıyla, sırasıyla ve içinden geldiğince olacaktır zaten. Tabii de ben bu bakış açısıyla bakamadığımdan,, oluruna bırakma haline eremediğimden, içimden hiç öylesi gelmediğinden, araştırma, sorgulama ve üzerinde düşünmeye devam diyorum.

Yaklaşık bir senedir çalışma hayatına geri dönüşümle bir parçaya daha bölünmüş oldum. Bu da pek çok kadın gibi bende de yetememe sendromuna dönüştü. İşte bu yetemeyip, yetişemediğim şeylerden biri de merak ettiğim konular hakkında okuma, araştırma yapamamak. Üstelik de karşılaştığım onca zor duruma rağmen. Evet arkadaş ben zor ve içinden çıkamadığım durumlarla karşılaşınca okur, araştırır, sorarım. Aklıma en yatan ve en doğru bulduğumu yapmak için. Çünkü bana göre bir şeyleri öğrendikçe duruma göre daha hoşgörülü ve anlayışlı olabiliyorsun, yaşadıklarının normal ve olağan olduklarını görüp rahatlıyorsun, aklına gelmeyen çözüm önerilerine rastlayabiliyorsun ve en önemlisi çocuğunu daha iyi tanıyıp neyi neden yaptığını daha çok idrak edip, ya durumla mücadele etmeyi öğreniyor, ya da kendine farklı bakış açıları ve davranış modelleri benimsiyorsun.

Bu aralar dört yaşına iki ay kala gün be gün büyüdüğüne ve değiştiğine şahit olduğum kızımın inadı ve mızmızlanma halleriyle cebelleşiyorum. Onun da en az benim kadar zor bir sene geçirdiğini hatta çok yol aldığını aklımdan çıkarmamaya çalışıyorum. Ancak bu çalışma hayatı sabrımı yarıya indirdi. Kendimi daha hoşgörüsüz, daha sabırsız ve bazen çocuk gibi inatçı görüyorum. Ayrıca yorgunluk ve doğru olanı yapma gayretinden kopuş, olmadığım bir Ben'e doğru sürüklüyor beni.

Yazmak ise en büyük ilacım. Bir yandan beni rahatlatırken, bir yandan da beni araştırmaya sevk ediyor. Çünkü benzer sorunlar yaşayan kişilere aktaracağım bilgilerin titizlikle araştırılıp yazılmış olması gerekiyor. Birilerine faydalı olmak, ya da birilerinin bana faydalı olması, bir şeyler paylaşıyor olmak çok çok önemli. Kendi tecrübe ve hislerimi paylaşmanın yanı sıra okuduklarımdan ve öğrendiklerimden aktarım yapınca kendimi daha bir sorumlu hissediyorum. O yüzden de ister istemez bu da beni okumaya ve bilgilenmeye yönlendiriyor.



Bu fotoğrafta olduğu gibi bir ışık yakmayı seviyorum....





O halde konumuz dört yaş ve sorunları. Öyleyse buyurunuz......

Devamı sonraki yazıda :))))))
Ne o her şeyi burada mı yazacağımı sandınız? Yooo o kadar zaman sonra yazılarıma dönmüşüm azıcık nazlanayım :)

Not: Laf aramızda yazılarımın okunması ve blogumun ziyaret sayısının artması benim için ayrı bir önem taşıyor. Tamam yazmak bana kişisel ayrı bir tatmin veriyor ama yine de okurlar olmasa, siz olmasanız bu blog yayında olmaz. O halde iyi ki varsınız. Lütfen olmaya devam edin ve yorumlarınızla da yazılarımı şenlendirin.

Sevgilerimle.......


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...